May 30

Günlük hayatın vazgeçilmezi olan parfüm;  sık kullanım ve tüketim alışkanlıklarının başında yer alan ve en ihtiyaç duyduğumuz anlarda, kendimize uygun olan kokuyu tenimizde ferahlık, zerafet ve çoğunlukla da süslenmenin temel unsuru olarak kullanıdığımız mistik kokuların büyüsü olarak adlandırabiliriz.

Peki, parfüm nasıl yapılır hiç düşündünüz mü?

Sentetik kokuların doğada kendi hallerinde keşfi ile modern üretim yolculuğuna çıkan bir serüvenin en güzel halidir parfüm. Çağlar boyunca insan oğlunun çeşitli amaçlarına hizmet etmiş olan bu mistik kokular, önceleri ilaç daha sonra süslenmek ve zerafetin tamamlayıcısı olarak kullanılmaktadır. Gül bu amaca hizmet etmiş en doğal bitkilerin başında gelir. Gül kokusunu insanlar çeşitli formüller deneyerek taklit etmeye çalışmışlar ancak hiç bir formül bu güzel kokuyu olduğu gibi yansıtmaya yetmemiştir.

Bitkiler tüm bedenleriyle kokulara ulaşmamızda ana unsuru oluşturan tabii kaynaklardır. Parfüm için en sık kullanılan ve pahalı olan gül yaprağından elde edilen gül suyu endüstri halini alan bu sektörde, yapay malzemeler kullanılarak maliyetinden kaçınmaya ve aynı oranda kaliteninde düşmesine neden olmaktadır. Günümüz parfümlerini doğa ve kimyanın melezi ifadesiyle tanımlayan uzmanlar parfümü oluşturan bitki ve özleri şöyle özetliyor:

Yaprak ve saplar: Kekik, okaliptüs, ıtır çiçeği,tefarik, lavanta, biberiye, nane, defne.
Çiçekler: Gül, yasemin, karanfil, nergis, teber.
Meyve, tohumlar: Biber, kuru karanfil, vanilya, anason, hindistan cevizi.
Ağaçlar: Sandal, çam, sedir.
Kabuklar: Armut, tarçın.
Yosun: Meşe.
Bitki ve otlar: Tarhan, adaçayı, kekik.
İğneli yapraklar ve dallar: Ladin, çam, selvi.
Kökler: Vetiver, zencefil, süsen.
Meyve kabukları: Bergamut. limon, portakal, limet.

Tüketim amaçlarına göre çeşitleri

Parfum Deo Spray: Koltuk altlarına uygulanan, daha düşük konsantrasyonda ki form.
Parfum Body Lotion: Koku içeren vücut losyonu.
Parfum Shower and Bathing Gel: Koku içeren banyo veya duş sabunu dendiğinde genelde Eau de parfum ve Eau de Toilet anlaşılır. Parfümler genelde 30 ml.- 50ml. ve 100ml.’lik formlarda olabileceği gibi 30ml. - 75 ml. ve 125ml.’lik formlarda da olabilirler.

Parfümlerin formülize oranları

Eau de parfüm: %12 parfüm+%88 su alkol

Eau de toillette: %9 parfüm+%91 su ve alkol

Eau de cologne: %2 parfüm+az alkol+bol su

Parfüm nasıl kullanılır

“Öpülmek istediğiniz yeri parfümleyin”.
(Coco Chanel)

“Parfümü kolunuzu yukarı kaldırıp tam önünüze sıkın ve yarattığınız koku bulutunun içine girin. Böylece binlerce parfüm molekülü vücudunuzun her yerine konacaktır”.
(Estée Lauder)

May 29

Cam, modern yaşamın en önemli ve vazgeçilmez icatlarından biridir. Sıradan ve yapısı gereği basit bir kavanoz yada bardaktan, lüks bir bibloya kadar teknik detaylar üzerine kurulu ve çok geniş bir kullanım alanına sahip sahiptir cam. Günlük kullanımda o kadar çok sık beraber oluyoruz ki, doğal yaşamın gözlemlendiği anlarda bile farkına varmamak mümkün değil. Esasen cam yapısı gereği doğal olmaktan çok yapay bir malzemedir.

Cam, dokunulduğunda sert ve katı bir malzeme olduğu anlaşılır. Kırılgan ve darbelerden kolay etkilenen bir yapısı vardır. Sert bir yüzeyle aniden karşılaştığında kırılmaya meyillidir. Buna rağmen kimya terminolojisi uzmanları sıvı olduğu yönünde ikiye ayrılmışlardır. Yani sıvı taşımak için tasarlanmış cam eşyalar aslında sıvının kendi formunu yansıtır. Cam soğutma işlemine tabi tutularak sertleşmesine imkan tanınır ancak, ısıtıldığında nitelikleri tamamen değişir. Sünme derecesine kadar yumaşamaya başlar ve daha fazla ısı uygılandığında ise su gibi akıcı bir form kazanır.

Cam sanatı

Genel kanı camın tesadüfen bulunduğu üzerinedir ancak insanoğlunun cam gibi saydam bir malzemeye duyduğu ihtiyaç ise bu tezi çürütmektedir. Camın keşfine dair adı en çok anılan, Yunan tarihçi Piny’dir. Piny’e göre bazı tüccarlar teknelerinden kıyıya çıktıktan sonra bir nehir kıyısında kamp kurmuşlar, nehir yatağında bir ateş yakmışlar. Sonraki gün ise önceki günün ateşinin külleri arasında şeffaf, parlak cam parçaları bulmuşlar.

Türk sanatında cam

Türkiye, geleneksel cam yapımında Selçuk ve Osmanlı dönemleri ile öne çıkmıştır. Selçuklu’ların doğudan Anadolu’ya yeni göç ettikleri döneme ait bazı cam ürünlerinin var olduklarına dair kanıtlar mevcuttur. Selçuklu ve Artuklular döneminin bazı parçaları bugün müze koleksiyonlarında yer almaktadır. Bunlar tamamen mimari dekorasyon ya da el yapımı ürünlerdir. Osmanlı devleti ayakta olduğu dönemde, bu döneme ait parçalardan da anlaşılacağı gibi cam sanatı oldukça yaygındır. Cam endüstrisi ise, özellikle İstanbul fetih’inden sonra istanbul ve çevresinde oldukça gelişmiştir. Bu da osmanlı’nın Türk sanatında cam’a ve cam sanatına verdiği önemi ortaya koymaktadır.

Cam nasıl yapılır

Camın temel maddesi itibariule silikondioksit (SiO2) denilen Türkçe’ye silis ya da çakmak taşı olarak geçen madde. Bu madde doğada oldukça fazla bulunuyor. Özellikle kumda en çok bulunan madde diyebiliriz. Diğer önemli metaryaller ise alkali metal ve metal oksittir. Alkali metal için genelde soda kullanılır, metal olarak ise demir kullanılabilir.

Kullanılacak metaryeller toz haline getirilmeli. Bu durumda işleri kolaylaştırmak ve iyi verim almak için beyaz kum kullanılır. Maddeler iyice ufaltılıp elekten geçirildikten sonra fırına atılıp orta sıcaklıkta (2000 C) eritilir. Sık sık karıştırılır. Bu sırada fırının ısısının korunması ve maddede oluşacak köpüklenmelerin engellenmesi çok önemlidir. 5-6 saatlik bir ısıtma işleminden sonra elimizde erimiş şeker kıvamında bir karışım olur. Artık bunu değişik aletlerle çırparak şekillendirebiliriz. Değişik şekiller için hava kullanılır.

Tabii maddelerin bol bol karıştığı bir işte çok fazla detay vardır. Camın oluşması için değişik oranlarda farklı materyaller kullanılır. Mesela normalde kumda bulunan demir ile yapılan camlar yeşilimsi olur bunu engellemek için lead denilen bir madde kullanılır. Ya da alkaline olarak boraks kullanıldığında çok kalite camlar üretilebilir ancak bu oldukça pahalıya gelir.

May 27

 Anten direklerinin kurulumu ile başlayalım

  • Anten direği için uygun yer tesipiti ile işe başlamalısınız.

    Çanak antenler aynı zamanda sabit ve yer değişikliğinde orijinal ayarlarının sıfırlandığı antenlerdir. Bu yüzden kurulumu yapmadan önce zemin etüdü yapmak gerekir. Sert bir zemin tercih edilmelidir, örn; Beton, çatı üstü, balkon duvar kenarları , düz ve önünde engel bulunmayan duvarlar kurulum için özenle seçilmelidir.

  • Kurulum başlamadan önce, çanak ile uydu arasında herhangi bir objenin olmamasına önem gösterin. Çünkü, antenin çekim için gerekli olan sinyal gücünü olumsuz etkiler.

Öncelikle “L” direği duvara yerleştirelim ve direk tabanı altında kalan her deliği işaretliyelim.

Daha sonra matkap ile duvara açacağımız delikler için uygun çaptaki matkap ucu kullanılmalıdır. 0.5cm derinliğine sahip bir uç idealdir. Kullanacağımız dübellerin hepsi bu standartlara uygundur.

Dübellerin nasıl kullanıldığı hakkında bir fikriniz yok mu? Gelin size yardımcı olalım.

  • Duvara açtığımız dört deliğe dübelleri yerleştirip, Çekiç kullanarak dübellerin deliğe iyice yerleşmesini sağlayın. Çünkü dübeller malzemelerin daha sağlam ve sağlıklı bir şekilde zemine tutunmasını sağlayacaktır.
  • Bazı dübeller vidalama yaparken kendiliğinden içten açılır.

Şimdi “L” Direği alıp duvara takınız. Yaylı rondela ve vidaları kullanarak ilk montaj aşamasını tamamlamış olacaksınız.

Çanak kurulumu

Tip ve modeline göre iki değişik kurulum yapılır. Hata riskini azaltmak için kurulum ayarlarını dikkatlice inceleyiniz.

Şekilde gördüğünüz gibi çanağınızı kurun. Kurulumu yaptıktan sonra kırmızı ile işaretlenmiş olan vidaları çanağın yine şekilde görülen oklar ile gösterilmiş yönlere hareket etmesini sağlayacak yeterli kuvveti uygulayıp, biraz sıkalım. çünkü daha uydu için ayar yapılması gerekiyor.

 

Sıra çanağınızı yönlendirmeye geldi.

Üç adet bilgiye ihtiyacımız var ; Yükseklik, Yatay Derecemiz ve LNB derecesi.

Azimut

Bu bir çanak pozisyonudur. Çanağınızın hangi yöne bakacağını gösteren gerekli derece ayarıdır.

Yükseklik / Elevation

Bu da çanağın yükseklik değerini gösterir. Derece ile tanımlanabilir.

Polarizasyon / LNB Sk

Polarizasyon, LNB Rotasyonu ile ilgilidir. zemine göre derecelendirilir.

Bu bilgiler doğrultusunda iki faktör öne çıkar:

  • Coğrafi konumunuz
  • Kurulumu yapmak istediğiniz bölge

Kablo bağlantıları

Kabloların uçlarını açıp “F” Konnektörlerini kabloların ucuna taktığınızda kuruluım işlemini tamamlamış olacaksınız.

Televizyon keyfini doya doya yaşayabilirsiniz. İyi eğlenceler..

May 26

Özellikle 2000li yılların başlangıcıyla birlikte bilgisayar kullanıcıları ve dolayısıyla masa başında iş yapanların sayısı önemli bir artış göstermiştir. Yapılan araştırmalar sonucunda masa başında iş yapan kişilerde sıklıkla görülen ve boyun fıtığı hastalığının başlangıcı olarak kabul edilen boyun düzleşmesi belirli bir kaç belirtileri beraberinde getirmektedir.

Boyun anatomisi

Boyun yedi adet boyun omurundan oluşmaktadır ve bu omurlardan en üst ikisi boynun kafatası kemiğine tutunmasını sağlamaktadır. Boyun omurları arasında diskler bulunur ve bu diskler esasında omurların birbirine sürtünmesini engeller. Bu omur disklerinin görevi üzerine düşen yük miktarını dengeli bir şekilde alt seviyelerde bulunan omurlara  iletmektir.
Boyunda bulunan omurlar diskr ve güçlü bağlarla birbirine tutunurlar ve bu durum kaslar ile esneklik kazanır ve kuvvetlenir.

Boyun omurgası içerisinden omurilik ve sinirler geçer. Omurilik iki santim kalınlığında beyinden aldığı emirleri tüm vücuda ileten çok önemli bir yapıdır.

Boyunda omurilikten çıkan sinirler el-kol hareketlerini, hissini ve kuvvetini sağlamaktadırlar.

Boyun düzleşmesi nedir

En kısa tanımı ile boyun düzleşmesi ya da gerilmesi, boyundaki kasların aşırı gerilmesi ile oluşan servikal aks düzleşmesidir. Sağlıklı bir boyun C harfi şeklindedir ancak boyun düz bir çizgi şeklini aldığında boyun fıtığına doğru ilerliyor demektir. Yandaki resimin üzerine tıklayıp solda düzleşmiş bir aks ile sağında sağlıklı bir aksın karşılaştırılmasını görebilirsiniz.


Boyun düzleşmesinin belirtileri nelerdir

Boyun gerginliği teşhisi koyabilmek için en iyi yöntem fiziksel muayene, röntgen ve tabi ki bir MR filmi çekimidir. Bunun yanında şu belirtileri yaşıyorsanız bu rahatsızlıktan muzdarip olabilirsiniz:
-Baş dönmesi ya da arada bir nedensiz denge kaybı, sendeleme ve yalpalanmalar.
-Boyun bölgesinde bir ağrılar ve gergin bir boyun.
-Baş ağrıları, boyunu rahatlatmak için hareket yapma ihtiyacı.

Eğer bu belirtileri yaşıyor ve boynunuzda bir rahatsızlık olduğundan şüpheleniyorsanız mutlaka bir hekime başvurun. Boyun düzleşmesi fizik tedavi ve hareketlerle geçebilen bir rahatsızlık ancak ihmal edildiğinde boyun fıtığına doğru ilerleyebilir. Boyun fıtığı her ne kadar hayati bir rahatsızlık olmasa da size yaratacak olduğu stres ve kaygı seviyeleri zamanla dayanılmaz bir hal alabilir ve hayat sevincinizi 100% etkileyebilir.

May 26


Bir işi gerçekleştirmek için devamlı başkalarından yardım istemek yerine kendinizi zorlamalı ve tembelliği alışkanlık haline getirmemelisiniz. Çünkü unutmayın, en büyük düşmanınız tembelliktir.

Sağlıklı bir şekilde kilo nasıl verilir
Sağlıklı kilo vermek , kilo vermek isteyenlerin dikkat etmesi gereken en önemli unsurdur. Günü 4 parçaya bölerek, vücuda  ihtiyacı olduğu besin maddelerini tüketme fırsatı vermekle beraber, küçük ve masum görünen yağ ve şeker içeriği yüksek  ikramlardan kaçınmak gerekir. Vücudun yağ ve kas dengesini sağlamada doğru beslenmek tek başına yetmeyeceği gibi, fiziksel aktivitede de  bulunmak  önemlidir. Beraberinde bir egzersiz programına başlamak ve hatta hayat boyu bir alışkanlık haline getirmek gerekmektedir. Bu mümkün değil ise, gün boyu hareket ederek gerekli formu sağlamalısınız. Gün içerisinde hareketliliği sağlayacak kısa yürüyüşler,düz ve düşük tempoda yapılan koşular iyi birer fırsat sayılır.

Bir işi gerçekleştirmek için devamlı başkalarından yardım istemek yerine kendinizi zorlamalı ve tembelliği alışkanlık haline getirmemelisiniz. Çünkü unutmayın, en büyük düşmanınız tembelliktir.

Yiyerek nasıl zayıflanır

Yemek kişiye ve yenilen besinlerin içeriğine göre değişiklik gösterir. Buna  rağmen yemek yedikten 3-4 saat sonra kan şekeri düşer ve karnımız acıkır, işte tam bu anda bir şeyler yeme isteği duyarız.  Diyetisyenlerin “az miktarda ve sık sık yemek yiyin” önerimizin temelinde bu yatar. Çünkü iş yoğunluğu veya başka meşguliyetler sebebiyle 6-7 saate varan güçlü bir açlık duygusu hızlı yemeyi tetikler ki, hızlı yemek yemek tasvip edilmeyen bir durumdur.

Vücudun ihtayacından çok daha fazla ve kısa sürede tüketilen besinler metabolik faaliyetleride bozulmaya neden olur.  Ancak fazlası elbette ki, depolanır. Bu durum sık sık tekrarlanırsa,  Yediğimiz kadarına yakın bir oran vücutta depolanır bu da yağ oluşumuna neden olur.  Bu nedenle 2-3 saatte bir yapılan tüketim günlük besin  kısmanıza yardımcı olur.

Aslında konuya yüzeysel olarak bakmakta bir hata sayılabilir. İşte tam burada sizlere istatiksel verilerle ulaşmak ve çözüm arayışına girmeden yardımcı olacak öneriler getireceğiz. Dengesiz ya da fazla beslenme beraberinde kalp, tansiyon, damar tıkanıklığı, kolesterol ve şeker gibi birçok hastalığa davetiye veriyor.

Peki bu durumda neler yapılabilir

”1 haftada 5 kilo vermek” gibi bir mucize olarak görülen kısa süreli diyetler, sağlık açısından ciddi sorunları da beraberinde getiriyor. Sindirim ve sinir sistemi bozuklukları, kansızlık, yorgunluk, halsizlik, baş dönmeleri, bulantı ve kusma bunlardan sadece bir kaçı… Bilinçsiz beslenme, yetersiz besin öğeleri metabolizmayı bir anda çökertiyor. Kilo kayıpları yağ yerine su ve kastan oluyor. Metabolizmanın yavaşlaması, verilen kiloların ve hatta daha fazlasının belli bir süre sonra hızla alınmasına neden oluyor.

Zayıflamak isteyen bir kişi öncelikle beynini bu koşula hazırlamalı, bir uzmana başvurmalı ve hedef belirlemelidir. Az, sık ve öz yemelidir. Uzun vadeli diyetler yapılmalıdır. Kilo almanın temelinde yatan atıştırma ve hareketsizlik gibi alışkanlıklarından vazgeçmelidir. Günlük alınan kalori miktarından 500–1000 kalorilik kısmının az alınması haftada ortalama 1 kilo verilmesini sağlar ve doğru olan da bu ölçüdür. İstenilen kiloya ulaştıktan sonra mutlaka koruma programına geçilmelidir.

İdeal kilo verme’nin sırları
• Yaş, kilo, boy, fiziksel aktivite düzeyi ve vücut analizinize göre uygun bir beslenme programı takip ediniz.
• Açlık hissettiğinizde bisküvi, kek, börek vb. gıdaların yerine önce bir bardak su içmek ve meyve, kepekli kraker, yoğurt, beyaz peynir, kuru erik, 3–4 adet ceviz gibi hafif ve sindirimi kolay yiyecekler yiyin.
• 3 ara öğün ve 3 ana öğün yemeyi alışkanlık edinin ve asla aç kalmayın.
• Günde ortalama 45 dakika yürüyüş yapın.
• Günde 8–10 bardak su için.
• Kan şekerini hızla yükseltip düşürmeyen, tokluk hissi veren, kepekli ve lifli yiyecekleri tercih edin. Üç beyazı (şeker-un-tuz) listenizden çıkartınız.
• Kızartmayı sofranızdan uzaklaştırın, onun yerine ızgara, haşlama ve buğulama türüne önem verin.
• Uyku düzeninizi dengede tutun. Çok uyku kadar uykusuzluk da kilo aldırır, çünkü az uyku sinir sisteminin dengesini bozar, stres yaratır ve bu da paralel olarak atıştırma eğilimlerini arttırır.
• Reçeli kendi öz şekeriyle yapın.
• Alkol alımını azaltın.
• Sigara, kahve ve kafeinli içecekler kan şekerini düşürerek şekerli gıdalara saldırmaya sebeb olduğu için bunlardan uzak durun.
• Hazır gıdalar ve asitli içecekleri hayatınızdan çıkarın.
• Zayıflama ilaçlarından kaçının. Çünkü bitkisel zayıflama ilaçları; vücutta B1 vitamini (thiamin) eksikliğine yol açıyor, karbonhidrat metabolizmasını etkiliyor, istem dışı göz kayması, yürümede dengesizlik ve sinirlilik gibi sinir sistemi bozukluklar yapar.
• Tartılmayı alışkanlık haline getirin ve eğer mümkünse yediklerinizi not edin.
• Kırmızı et tüketimini en aza indirin, onun yerine belirli ölçülerde tavuk ve balık tüketiniz.
• Yiyecekleri çok çiğneyin, porsiyonları azaltın, sofradan tıka basa tok olarak kalkmayın.
• Meyve ve tatlıyı yemekten yarım saat sonra yemeyi tercih yapın.
• Sofranızda “Omega 3″ ve “Omega 6″ya yer verin. Omega 3; ceviz, fındık, soya fasulyesi, lahana, ıspanak, brokoli, marul, kanola bitkisi, soğuk su balıkları, balık yağı ve Omega 6 da ayçiçeği, mısır, soya ve tahıl ürünlerinde bulunur.
• Eğer kabızlık sorunu ile karşı karşıyaysanız; bol sebze ve salata yiyin, spor yapın ve bol su tüketin.
• Ekmek sepetini sofranızda bulundurmayın ve asla televizyon karşısında yemek yemeyiniz.
• Katı yağ yerine sıvı yağ kullanın ve et yemeklerine yağ katmayın.
• Mutlaka bir endokrinoloji uzmanına başvurun. Çünkü hormon bozukluğu da hızlı kilo alma ve gayret gösterilse de kilo verememe gibi sorunlar yaratır.
• Yüzden aşağıdaki hormon değerlerini kontrol ettirin.