Haz 30

Kişisel gelişim göstermek!  Evet bu çok kolay fakat sistematik bir uyum isteyen silsileler dizinden oluşmaktadır.

Özgüven; biraz cesaret ve birazda ne istediğinin farkındalığı ile başlayan ve bu süreci, sevgi ve saygı ile taçlandırmaktır.

Sosyal fobi sorunu çağımızda teknolojininde körüklediği, insanlar arasında iletişim güçlüğü çekenlerin muzdarip olduğu fakat tedavisi basit bir kişilik sorunudur. Neden mi bahsediyoruz? Arkadaş edinmekte zorluk çeken aşırı utangaç, içe kapanık kişilerin sosyal yaşama uyum sağlamakta yaşadığı sorunlar, buna bağlı yalnızlık ve bunalım.

Hazır olun, size sosyofobi sorunu yaşatan tüm etkenlerin köküne inerek sosyal kimlik kazanma yetisini öğreterek, nasıl arkadaş bulabileceğinizden, ve belkide organizasyon oluşturma girişimlerinde bile bulunabileceğiniz ve özgüveninizi yeniden kazanacağınız, utangaçlığınızı üzerinizden tamamen atarak yeni bir hayatın tadını çıkaracağınız öneriler sunacağız.

Kendini tanıma:

Birey olma çabası çarpık bir düzende, bazen yanlış kişiliklerin oluşmasına, bazende kişilerin doğru olmasına rağmen yanlış olaylar içinde bulunarak doğruları görme kabiliyetinin zamanla yok olmasına neden olur.

Peki, nasıl ve hangi yolu izleyerek kendini tanıyabilir insan?

Öncelikle kendinize dürüst olmalısınız. Neyi ne kadar istediğinizi belirlemekle işe başlamalısınız tabii bunu yaparken en önemli soruyu atlamak en büyük hata olur. Evet kendinize ”neden istiyorum” sorusunu mutlaka sormanız gerekir.
Hedeflerinizi ve amaçlarınızı belirledikten sonra kendinizi hissettiğiniz gibi mi görmek yoksa görmek istediğiniz gibi mi hissetmek istiyorsunuz? Bu gelişim içeren soruyuda sormalısınız ki sorularınız arasında kendinize alternatif seçenekler sunmuş olursunuz.

Kendinize eşit ve adil davranmak mutlak bir ihtiyaçtır:

Evet. kendiniz için en doğrusunu, güzel olanı ve iyisini istemek en temel hak olduğuna göre; Empatik olmak çok önemlidir. Kendinizi tanımaya ve anlamaya çalışmak diğer insanları anlamaya başlamak olacaktır siz farkında olmasanız bile. Kendi vicdani muhakemesini yapan insanlar adalet dengesini kurmakta kolaylık yaşarlar çünkü ne kadar dürsüt olursanız o kadar karşılığını alırsınız. Bu inanca sahip olmak doğru bir düşünce yapısında olduğunuzun göstergesidir.

Tutarlı olun, sözünüzü tutun:

Kime? nasıl bir konumda? söz verdiğiniz değil,  verdiğiniz sözün niteliği ve yerine getirmek üzere taahhüt ettiğiniz süre önemlidir. İnsanlar diyalog halinde iken, içinde bulundukları ruh hali kendi sınırlarının dışında davranmaya, farklı cümleler kurarak kendi değerleri ile bağdaşmayan ve net olmayan bir tavırla sonuca dayalı konuştuklarında, bulundukları toplumda insanlar tarafından tezat oluşturan ve turtarsız birey sıfatını kazanırlar.

Yukarıda anlatılanların içinde yer alan biri olarak kesinlikle kaybeden olacağınız aşikar. Bu durumu yaşamamak yada tersine çevirmek için turarlı olmalısınız, net ve anlaşılır olmak sözünüzü tutacağınızın teminatı olacağından siz, içine girdiğiniz her diyalogda güven veren bir yaklaşımda bulunmak durumunda kalmadan herşey sizin lehinize kendiliğinden olumlu yönde gelişecektir.

Değişime açık olun, kendinizi yenileyin:

Değişim yaşamak kişisel gelişim için ne kadar önemliyse, yenilenme sürecine girerken kazanılan yeni alışkanlıklar ve terkedilecek ve belkide olumlu yönlerinizin bile kaybedilecek olma tehlikesi, yenilenme isteğinin barındırdığı coşkuyu dizginleme gerekliliği ilk şartların başında gelmektedir.
Bu yüzden değişimi kendiniz için ve gelişiminize yardımcı olacak şekilde kendi inisiyatifiniz doğrultusunda yapmalısınız. Yenilenmek için karşınıza çıkan fırsatları değerlendirin ve karşılaştığınız her olayı, kendinizi içinde bulacağınız ve nasıl bir sonuç çıkaracağınızın izdüşümünü yaparak yeniliğin size ne kazandırdığının değerlendirmesini yapın.

Dikkatli ve sabırlı olun:

Yeni biri ile tanıştığınızda sizden ne almak istediği ve sizin kendisi için uygun biri olup olmadığını anlamaya çalışmasına sizde aynı yöntemle karşılık verin. Onu anlamaya çalışarak sizde karşınızdaki kişiden ilk tanışmada neler almak istediğinizi; Kullandığı üsluptan, konuşmalarında yüzyüze gelmekten kaçınıp kaçınmadığına ve en önemliside ortamdaki diğer insanların sizinle konuşan kişinin sözlerinin onaylanıp kabul gördüğüne kadar dikkat etmeniz gereken püf noktalarını atlamayın. Size hitap eden birini diğer kişiler üzerinden gözlemlemeyi ve değerlendirmeyi iyi bir düşünce akımında süzerek ve bunu yaparkende sabırlı olmayı alışkanlık haline getirmelisiniz.

Doğru biri olmak dikkat kadar sabırda ister. Sabır ise herşeyin başlangıcıdır. İnsanlara her kim olursa olsun ılımlı yaklaşmak onları anlamasanız bile sabrınızın farkına vardıklarında size daha açık ve samimi davranmaları hissini uyandıracaktır. Bu yaklaşımınız karşınızdaki kişiyi size yakınlaştıracak ve sizin onu daha iyi algılamanıza, daha çabuk çözmenize kolaylık sağlayacaktır. O yüzden kendinizi tanımak, insanları anlamaktan geçtiği için dikkat ve sabır en büyük sermayeniz olmalıdır.

Yalan söylemeyin:

Kaybeden olmak istemiyorsanız hangi hal ve durumda olursanız olun yalan konuşmayın, aslında birçoğumuz bazen zararsız olduğuna inandığımız yalanlar söyleriz. Ama bunu alışkanlık haline getirmek büyük yalanlar söylemeye ve önüne geçilmesi zor olan bir sarmal içine düşmemize neden olur. Siz siz olun özgüven kazanmak için çıktığınız yolda, başkalarının güvenini kazandığınızın kişisel gelişimin kendini olumlu sinyallerle hissettirdiği aşamanın olumlu bir sonucu olduğunu aklınızdan çıkarmayın.

Unutmayın! kişisel gelişim göstermek önemsenme arzusunun bir gerekliliğidir.

Haz 23

Koyu renklenmelerle ortaya çıkan ve oyuk halini alan zamanla diş kaybına dönüşen hastalıkların başlangıcıdır diş çürümesi. Hastalıklar arasında önlenebilmesine rağmen hemen diş hastalığı herkesin yaşadığı dir deneyimdir.


Dişler neden çürür?

Bakteriler en çok ağzımızın içinde iken zarar verirler, oluşan bakteri plağı, şekerli ve erimesi zaman alan unlu yiyeceklerin ağızımızda kalan artıklarından asit oluşturmaktadırlar. Bu asitler, dişlerin mineral dokusunu çözerek diş minelerinde deformasyona neden olurlar. Bozulup ve sonuç olarakta diş çürüğünün başlamasına ve kavite denilen oyuklara neden olmaktadırlar.

Yıllardır, nedeni bilinmeyen bir hastalık gözüyle bakılan diş çürüğünün günümüzde “çok sebebe bağlı bir hastalık” olduğu anlaşılmıştır.

Diş çürüğünün başlıca 3 etkeni vardır:

1-  Bakteri plağı (Diş plağı adı da verilir),

2-  Karbonhidratlı gıdalar (Şeker, un… gibi),

3-  Bünyesel etkenler (Dişin yapısı. tükürüğün bileşimi… gibi)

Diş sağlığı dengeli olan bir kimsede bu etkenlerden birisi değişikliğe uğrarsa, çürük ortaya çıkar.

İlk yapılması gereken şey diş hekimine gitmek ve verdiği  önerilere uymak olmalıdır. Aslında çürükten korunma, bir kişisel irade konusudur ve hepimizin sağlam dişler ve sağlıklı ağzın getireceği rahatlığın bilincinde olmamız gerekir. 

Sabah kahvaltısından sonra ve akşam yatmadan önce dişlerin fırçalanması ve her gün diş ipliğinin düzenli kullanılması en etkili yoldur. Yiyecek artıkları en çok dişlerin çiğneme yüzeylerindeki girintilerde ve dişlerin birbirine değdiği ara yüzeylerde biriktiği için, diş fırçaları küçük başlı seçilmelidir. Dişlerin iç yüzeyleri, dış yüzeyleri, çiğneyici yüzeyleri ve dilin üstü fırçalanmalı ve ara yüzlerde diş ipliği kullanılmalıdır. Fırçalar, orta derecede sert ya da yumuşak kıllı olmalı ve belirli aralıklarda değiştirilmelidirler. Fırça kıllarının aşınmamış olması ve bakteri taşımayacak bir şekilde muhafaza edilmesi gerekmektedir. Asla başkasının diş fırçası kullanılmamalıdır. diş fırçalama sırasında florürlü bir diş macunu kullanılarak, florürün diş çürüğünü önlemedeki rolünden yararlanılmalıdır. Florürlü macunlara yardımcı olarak aynı zamanda ağız kokusu’nu gidererek ferahlık ve temizlik hissi veren florürlü gargaralar da kullanılabilir.

Şekerli yiyecekleri ana öğünlerde tüketmeye çalışmak ve yemek aralarında bir şey yememeye gayret etmek de diğer bir önlemdir.
Dişhekimine muntazam aralıklarla başvurmak bir çürüğü önlemek ya da erken yakalamada en iyi yoldur. Ayrıca sıcak ve soğuğa duyarlı dişler ya da ağrılı dişlerde veya tebeşirimsi renkte olan başlangıç çürükleri, kahverengi renklemeler ve oyuklar gibi durumlarda vakit geçirilmeden hekime başvurulması tedavinin şeklini değiştirecek ve zorluğunu azaltacaktır.

Sağlıklı gülüşler için dişlerinizi mutlaka fırçalayın..

Haz 22

Spor sağlığımız için ne kadar önemliyse spor yaparken istenmeyen durumlarla karşılaşabiliriz. Örneğin: Ufak bir çizik yada yüzeysel bir sıyrılma, açık yara olarak adlandırdığımız ve önlemini mutlaka almamız, tedavi etmemiz gereken sağlık sorunudur.

Vücudumuzun tüm yüzeyini kaplayan derinin bütünlüğünün bozulmasına yara adı verilir. Yara iyileşmesi ise yaralanmaya karşı oluşan bir savunma mekanizmasıdır.

Spor yaparken karşılaşılan sakatlıklar yaralanmalara neden olur ama en büyük sorunda işte tam burada meydaVücudumuzun tüm yüzeyini kaplayan derinin bütünlüğünün bozulmasına yara adı verilir. Yara iyileşmesi ise yaralanmaya karşı oluşan bir savunma mekanizmasıdır.na geliyor. Çünkü önemsenmeyen açık bir yara enfeksiyon kaptığında mikrobiyal bir hücre halini alıyor ve sırf bu yüzden insanların ölümüne bile sebebiyet verebilen ciddi hastalıklarla karşı karşıya kalınıyor. Genelde açık alanlarda yapılan hareketli sporlarda ya da spor salonlarında kullanılan egzersiz makineler nedeniyle ortaya çıkabilir. Çoğu zaman göz ardı edilen yaralar, oysa enfeksiyon kapma riski çok taşırlar. Böyle bir durumda yarayı önce içme suyuyla temizleyin. Yaraya bulaşmış toz, toprak gibi etkenleri zorla temizlemeye çalışmayın. Temizleme işleminden sonra yarayı dezenfekte edin. Yaranın üzerini bir temiz bir bezle kapatarak, sargı beziyle sarın. Eğer tetanoz aşısı olmadıysanız, hemen bir doktora başvurun. İyileşme süresi yaranın büyüklüğüne bağlıdır. Bu süre içerisinde yaranın gerilmemesine dikkat edin.

Yara kenarlarının cerrahi olarak veya bantlarla karşılıklı getirildiği temiz, iltihapsız bir yara minimal doku kaybı ile iyileşir ve buna birincil yara iyileşmesi denir. Yara kenarlarının karşılıklı getirilemediği,doku kaybı olan , iltihaplı yaralar ise ikincil yara iyileşmesi ile iyileşir. İkincil yara iyileşmesi ile iyileşen yaralarda iyileşme sonrası daha çok iz kalmaktadır.

Birincil yara iyileşmesi

Temel olarak 3 basamaktan oluşur:

1
-  Erken dönem cevabı
2- Epitel yenilenmesi
3- Cilt altı dokularının tamiri

Erken dönem cevabı 2 kısma ayrılır

Damar (kılcal) cevabı: Yaralanma sonucu oluşan kanamaya ilk cevap damar büzüşmesidir 5-10 dakika sürer.Bu sırada aktive olan pıhtılaşma mekanizması,trombositler (kan pulcukları) yardımı ile pıhtı oluşur.

Damar büzüşmesini takiben damarlarda genişleme oluşur ve kılcal damarların geçirgenliği artar.Beyaz kürecikler yapışkan bir hal alır ve 30-60 dakika içinde toplar damarların çeperi bu hücrelerle kaplanır.Kırmızı küreciklerde rulo oluşturarak cevaba katılırlar.

Hücresel cevap: Yaralanmadan sonraki 4-5 ‘nci günlerde kollajen sentezlenir. Kollajen lifleri yara kenarları arasında yapıştırıcı gibi davranır.Yaranın yeni yapısını,dayanıklılığını sağlar.Kollajen sentezinin artmaya başladığı 5′nci günde yara gerçek gerilim kuvvetinin ancak %10′una sahiptir.Bu kuvvet 6 ‘ncı haftada % 60′a çıkar,maksimuma ise ancak 6 ‘ncı ayda ulaşır.

Epitelik yenilenme: Yaralanmanın 24-36 ‘ncı saatleri arasında epitel uzantıları ince hücreler şeklinde yaranın derinliklerine ilerler.Bu hücreler canlı ve ölü kollajeni birbirinden ayırarak yara üzerindeki kabuğu yukarı ve dışa doğru iter.Derinin en üst tabakası olan epidermisin tam kat iyileşmesi sonucunda ortamda hücrelerin fazla olması nedeniyle yeni epidermis normalden daha kalın olabilir.

Cilt altı dokuların tamiri: İyileşme dokusu granüler ve pembe renklidir.Granüller yeni oluşmuş kapiller damar oluşumlarıdır ve çok kolay kanarlar.Yeni damarların çeperleri içindeki sıvı ve kırmızı küreciklerin damar dışına sızmasına izin veren bir yapıda olduğu için yeni iyileşme dokusu şiş (ödemli) yapıdadır.

Kollajen fibriller yapıda olduğundan çekme kuvvetine direnç gösterir.Yara iyileşmesinde önemli olan kollajen tipleri Tip 1-2-3′tür.Bu kollajenler tüm vücut kollajeninin % 95′ini oluşturur.İkincil yara iyileşmesi

Doku kaybı olan yaralanmalarda daha fazla hücre ve doku ölümü olacağından daha şiddetli iltihabi reaksiyon gözlenir.Şiddetli iltihabi reaksiyon sonucu iyileşme dokusunda büyük olacak ve sonuçta yara büyük ve deformite yaratan bir iz ile iyileşecektir.

Birincil ve ikincil yara iyileşmesi arasındaki en önemli fark yaranın büzüşmesi (kontraksiyonu)dir.Büzüşme kollajen liflerin kısalması ile oluşur.

Yara iyileşmesini etkileyen faktörler:

1- Lokal Faktörler
2- Sistemik Faktörler

Yara iyileşmesinin komplikasyonları:

1-  Büzüşme
2- Kanserleşme

Yeni oluşmuş yara tedavisinde bilinmesi gerekenler

Eski bilgilerimizin aksine yaralanma sonucu oluşan kabuklar artık yara üzerinde bırakılmamakta aksine yara yüzeyinin kabuksuz (kabuk yara kenarlarının temasını engelleyerek nedbeyi arttırmaktadır) ve nemli olması tercih edilmektedir.

Bu ise vazelin ve antibiyotikli bir pomad ile sağlanabilmektedir)Yara iyileşmesi sonrası o bölgenin güneş ışınlarından korunması çok önemlidir bunun için yüksek faktörlü güneş koruyucu kremler kullanılmalıdır.

Oluşan bir kesinin tamirinde derinin cerrahi olarak dikilmesi,bantlarla yapıştırılmasının yanısıra kullanılmakta olan yeni bir yöntemde cilt yapıştırıcılarıdır.Bu maddeler 10 gün sonra kendiliğinden çözülmektedir.

Yeni oluşmuş  yaranın bakımı nasıl yapılmalıdır

1- Yarayı sabunlu su,oksijenli su,serum fizyolojik ile temizleyin
2- Antibiyotikli krem sürün ve yarayı kapalı tutun.(Unutmayın ki kremler yarayı nemli tutar ve yeni hücrelerin yara bölgesine gelmesini sağlar)  Kuru pansuman ve açık kabuklu yaradan kaçının
3- Pansumanı günde 1 kez değiştirin
4- Güneşten en az 6 ay kaçının
5- Sabırlı olun (Yara iyileşmesinin 1 yıla kadar uzadığını unutmayın)
6- Kırmızı,kabarık ve ağrılı skarlarda doktora başvurun.

 

Haz 21

Sağlıklı yaşam hepimizin hakkı ve bunun için spor yapmak en doğal süreçtir. Sahilde yürüyüş yapmak, bisiklete binmek, yüzmek..  Peki spor yapmaya nasıl karar veriyoruz? Neredeyse hiçbirimiz sağlıklı yaşam için sporun gerekliliği kadar hangi sporu yaparsak daha faydalı olur görüşüne malesef sahip değiliz. Bir spor  merkezine giderek kendimiz için en uygun spor dalını öğrenmiyoruz, spor yaparken dikkat edilecek noktaları bilmiyoruz. Spor sadece bilinçli yapıldığı takdirde yararlı olan bir uğraştır. Sağlıklı yaşam uğruna sakat kalmak ise en istenmeyen durumdur.

Peki sağlıklı yaşam için spor yaparken nasıl davranmamız gerekir ve nelere dikkat etmeliyiz?


ISINMADAN SPORA BAŞLAMAYIN

Sağlık için spor dediniz ve tercihiniz tenis..  Gerekli sportif donanıma büründünüz ve başladınız raketinizle antrenman yada maç yapmaya, ve ilk sakatlık ile karşı karşıya kaldınız, ayağınız burkuldu. Diğer günlerde yapacak olduğunuz spor çalışmalarından da uzak kalacağınız kesin. İşte bu ve benzeri durumlarla karşılaşmamak için mutlaka ısınma hareketleri ve yumuşak egzersizler ile başlayın. Hangi sporu tercih ederseniz edin ısınmadan başlamayın.

RİSKLERE KARŞI ÖNLEMİNİZİ ALIN
Egzersiz yaparken spor yaralanmalarını önleyici tedbirleri almak da gerekiyor. İşte alınması gereken önlemler:
* Spor yaparken uygun kıyafet giyin. Örneğin hangi sporu yapıyorsanız onun ayakkabısını giyin, bisiklete biniyorsanız kask takın.
* Günde 30 dakika egzersiz yapmaya özen gösterin.
* Egzersiz süresini haftada yüzde 10 oranından fazla artırmayın.
* Sürekli aynı egzersizi yapmayın. Bazen yürürseniz, bazen ağırlık çalışması yapın.
* Ağrı şişme gibi durumlarda egzersizi durdurun. Durum devam ederse sebebini araştırın.
* Spor sırasında ağrınız geçmezse bir doktora danışmayı ihmal etmeyin.

YAŞINIZA EN UYGUN SPOR,  EN DOĞRU ADIMDIR
Spor yapmak gerekli ve önemli. Ancak yaşa ve vücut yapısına göre spor yapmak çok daha önemli. konunun önemine değinerek şunu söyleyebiliriz:   “Vücudumuzun bazı limitleri var. Bunda genetik yapının, içinde yaşadığımız çevrenin etkileri var. Kısa ve sert adale yapılı bir çocuğa esneklik gerektiren jimnastik sporunu yaptırmak kesinlikle doğru olmaz. Örneğin spor yapacak kişi bir çocuk ise ilgi duyduğu ve hekim tarafından uygun bulunan bir spor dalını tercih etmeli. Bu, hem keyif almasını hem de olası sakatlanmaları önleyecektir.” Elbette bu durum sadece çocukluk çağı için değil her yaş için geçerli.

RİSK POTANSİYELİ EN YÜKSEK  SPOR: FUTBOL
Spor yapmayı tercih eden kişiler özellikle erkekler – kontakt sporlar denilen futbol, basketbol gibi sporları tercih ediyorlar. Hele ki halı sahada futbol çoğu insan için bir tutku haline geldi. Oysa ki futbolda sakatlanma riski çok  daha fazla. Üstelik halı sahanın çok uygun olmaması ek sakatlanmaların oluşmasını sağlıyor. Futbol, oynanan zemine dikkat edilmesi ve mutlaka ısınarak maça çıkılması gereken bir spordur.  Aksi halde adale yırtıkları ve menisküs gibi ciddi sakatlıklar yaşanabilir. Sağlıklı yaşam için mutlaka profesyonel spor yapmak gerekmiyor.



EN İDEAL SPOR: YÜZME
Yüzme hepimiz için en uygun spordur. Çünkü yüzerken ne kas nede daha ciddi bir sakatlık sorunu yaşamayız. Çünkü yüzerken insan vücudu en doğal halini alır ve suyun serbestliğinde tüm  esnekliğini gösterir. İşte bu yüzden çekinmeden yüzme eylemini gerçekleştirmek sıfır risk barındıran bu spor için ”sağlık ve spor”  deyimini anlamlandıran en önemli tercihimiz olacaktır.

Sağlık için mutlaka spor yapınız.

Haz 20

Birazdan evde gül suyu yapımı ile ilgili önemli bilgiler vereceğiz. Ancak nasıl yapıldığı konusuna değinmeden önce gül suyunun faydaları hakkında sizlere kısaca bahsedeceğiz. 

Gül suyu ve yağının faydaları:
Bademcik ve boğaz iltihaplarını gideren gül suyu aynı zamanda güçlü bir mikrop öldürücüdür. Gül çayı (gül yapraklarının kaynatılmasından elde edilir) ise bağırsakları rahatlatır ve mide bulantısını ciddi oranda azaltma etkisine sahiptir. Göze banyo yaptırıldığında göz kanlanması ve göz nezlesini gidermede yardımcı olur. Gül suyu ile yapılan gargaranın ağız yaraları ve diş ağrılarına iyi geldiği bilinmektedir. Ancak tüm bunların yanında gül suyu ve yağının en etkili özelliği  cildi  gerginleştirmesi ve cilde canlılık vermesidir.

Evde gül suyu nasıl yapılır
Ev yapımı gül suyu için birden fazla tarif vardır. Size en uygun olanını seçin ve uygulamaya başlayın.

Gül suyundan doğal losyon ve makyaj temizleyicisi
Malzemeler
4 litre üzüm sirkesi
10 avuç kuru gül yaprağı

Yapılışı:
Üzüm sirkesi içine gülleri ekleyip karıştırın. Onbeş yirmi gün güneşte tutup süzün. Ve doğal bileşiminiz hazır.