Haz 30

Fazla kilolar insanlar için bir hayli zor durumdur. Çünkü ciddi anlamda fazla kilolu olan insan dış görünüş olarak bir hayli kötü görünmektedir. Bundan ötürü insanların zayıflama isteği bir hayli fazladır.

Erkekler fazla kiloyu çokta dert etmemektedir. Aynı şeyi bayanlar için söyleyemeyiz elbette. Bayanlar için dış görünüş bir hayli fazladır. Bunun için bir çok bayan diyet yaparak zayıflamaya uğraşmaktadır. Elbette bir çok bayanda sadece diyet yapma ile zayıflayacağını düşünmektedir. Aslında bu durum hiçte böyle değildir. Çünkü sadece diyet yaparak zayıflamak pek mümkün değildir.

Bu konumuzda sizlere temel olarak zayıflamanın püf noktalarını anlatacağız. Zayıflamak için elbette bazı yiyeceklerden uzak durmalısınız. Bunların başında gelense şekerli yiyeceklerdir. Şeker hem sağlığınız açısından, hem de kilo almaya çok yarayan bir maddedir. Eğer zayıflamayı düşünüyorsanız başlıca bu üründen uzak durmalısınız.

Ekmek yerine diyet ekmeği yemelisiniz. Öğünlerinizi kesinlikle sabit bir şekilde yapmalısınız. Günde 3 öğün yemek yiyerek diyet yapmanız mümkündür. Tabi ki bu öğünlerde az yemelisiniz, ama kesinlikle proteinli yiyecekler yemelisiniz. Sağlık açısından vücudunuzu riske atacak şekilde az yememelisiniz. Bundan dolayı diyet yaparken sürekli ayda bir kere doktor gözetimi altına girmelisiniz. Sağlık açısından probleminizin olup olmadığını bu şekilde anlayabilirsiniz.

Kilo vermek için aynı zamanda düzenli olarak spor yapmalısınız. Her gün belirli bir saat kadar yürüyüş ve bir takım spor hareketleri yapmalısınız. Bu sistemi bir düzene koyduğunuz taktirde kesinlikle zayıflayacaksınızdır. 1 ay boyunca zayıflamadım diye vaz geçen bir çok insan tanıyorum. Kesinlikle bu durumu göz önüne almayınız. Bir şekilde zaman içerisinde kilo vermeniz mümkün olacaktır.

Haz 29

Basur nedir?

Basur, hemoroid hastalığının halk arasında kullanıldığı diğer adıdır. Anüs içerisinde bulunan toplar damarların, çeşitli nedenlerden dolayı basıncı artar. Bu damarların yapısı gereğince genişlemeye müsaittir. Damarlar yapısı gereğince genişlemeye başlar ve artmış olan basıncı dengelemek amacıyla damarların makattan dışarıya çıkmasına neden olur.

Basur

Makat bölgesinden dışarıya sarkan bu damarın yumakları kırmızı ve mor renklerindedir. Damarlar makat bölgesinde olduğundan ötürü insanlar oturup kalktıkça tahrip olur damarlar. Bundan dolayı damarların delinmesine neden olur ve sıkça kanamaya başlar. Basur bir çok insanda bulunan bir hastalıktır. Genellikle 40 – 50 yaşlarından sonra insanlarda çıkmaktadır. Basur hastalığının tedavisi cerrahi yöntemler dışında çok güçtür. Net sonuca kesinlikle cerrahi yöntemler sonucunda ulaşılır.

Basur neden ortaya çıkar?

Halk dilinde basur olarak bilinen hemoroid vücutta zaten bulunan bir oluşumdur. Hemoroid anal kanalda bulunan damarsal yapılardır. Bu damarların sorunlar sonucu makattan dışarıya çıkmasına da hemoroid hastalığı denmektedir. Basurun neden ortaya çıktığını aşağıda maddelerle inceleyelim.

-          Çok fazla hareket etmeden, hareketsiz bir yaşam sürmek

-          Şişmanlık

-          Alkol kullanmak

-          Makata zarar verecek şekilde sporlar yapmak

-          Mesleğinden ötürü sürekli oturarak çalışmak

-          Lifli gıdalarla beslenmemek

-          Bağırsakta oluşmuş olan tümörler

Basurun tipleri nelerdir?

İnsanlarda iki tip basur tipi bulunmaktadır. İç basur ve dış basur olarak 2’ye ayrılmaktadır. Bunları aşağıda detaylıca inceleyelim.

-          İç basur: Makatın kapanmasını sağlayan kasların üzerinde bulunan toplar damarların genişlemesi sonucu iç basur oluşmaktadır.

-          Dış basur: Makasın kapanmasını sağlayan kasların altındaki toplar damarların genişlemesi sonucuyla dış basur oluşur. Genellikle iç basurla birlikte görülmektedir. İç basur tek başına görülebilirken, dış basur genellikle iç basurla birlikte görülmektedir.

Basur nasıl tedavi edilir?

Basuru kontrol altına almak veya hastanın şikayetlerini azaltmak için uzmanların uyguladığı bazı yollar bulunmaktadır. Genellikle bu yolla basuru tedavi etmek kolay değildir. Günümüzde bir çok insan basur hastalığına yakalanmaktadır. %95’i ameliyat olarak bu hastalıktan kurtulmaktadır. Kesinlikle ameliyat olmadan bu hastalıktan kurtulan insan sayısı çok azdır. Bunun için basur hastalığı olan insanlar kesinlikle bir uzmana danışmalıdırlar.

İnsanlarımız basur hastalığı utanılacak bir şeymiş gibi doktora gidemiyorlar. Bundan dolayı çok kötü sonuçlar ortaya çıkıyor. Basur hastalığına yakalanan her insan kesinlikle bir uzmana danışmalıdır. Aksi taktirde bu hastalıktan kurtulması pekte mümkün değildir.

Haz 29

Maymunlar insanlar tarafından sevilen hayvanlar arasında yer almaktadır. Maymunları evcilleştirmek mümkündür. Bir çok insan evcilleştirilmiş maymunlarla yaşamaktadır. Çünkü maymunlar insanlara göre ciddi anlamda hoş gelmektedir. Görünüşleri, çıkardığı sesler ve yürümesi gibi bir çok özelliği insanları cazip etmektedir.

Maymunlar

Maymunların bir çok çeşidi bulunmaktadır. 12 – 13 cm boyunda olan minik makilerin olduğu gibi, 300 kilo ağırlığındaki goriller gibi bir çok çeşidi bulunmaktadır. Maymunları gerçekten diğer hayvanlarla bir tutmak pek mümkün değildir. Çünkü maymunların beyinleri diğer hayvanlara çok daha fazla gelişmiş durumdadır. Neredeyse insanın bir çok özelliği maymunlarda bulunmaktadır. Bundan dolayı insanlar maymunlara oldum olası çok ilgi göstermişlerdir.

Maymunların insanlara benzeyen en büyük özellikleri ise düşünebilmesi ve mantık yürütebilmesidir. Yapılan deneylerden yola çıkarak maymunların bu özelliğine saptanmıştır. Bu deneyi sizlere şu şekilde anlatalım; bir odanın tavanına muz asılı bir şekilde durmaktadır. Maymunun buraya uzanmasının ihtimali bulunmamaktadır. İşte bu konumda çevresinde eşyalar bulunmaktadır. Maymun ilk etapta o muzu atlayarak almaya çalışır ve sonra durarak çevresine bakınır. Çevresine bakındığı aşamada düşündüğü saptanmıştır. Daha sonra çevresindeki eşyaları üst üste koyarak o muza ulaşmayı başarmıştır. İşte tam bu konumda maymunların düşünebildiğini ve gerçekten kafalarını çalıştırabildiği saptanmıştır. Maymunlar dışında bu özelliğe sahip çok az hayvan bulunmaktadır. Bunun için maymunlar, insanlar için çok önemlidir.

Haz 28

Yarasa türleri yemeleri bakımından 2 çeşittir. Böcek yiyenler ve meyve yiyenler olarak iki türe ayrılırlar. Meyve yiyen yarasalar daha çok tropikal bölgelerde yaşayan yarasalardır. Çünkü tropikal bölgelerde her zaman meyve bulmak mümkün değildir. Yalnız Türkiye’yi düşündüğümüzde her mevsim meyve bulunmamaktadır. Bundan dolayı Türkiye de meyve yiyen yarasalar bulunmamaktadır.

Yarasa

Böcek yiyen yarasalar, meyve yiyen yarasalardan boyut olarak küçüktürler. Aynı zamanda meyve yiyen yarasalara oranla çok daha fazladırlar. Yarasalar sadece meyve ve böcek yiyen olarak ayrılmamalıdır aslında. Balık avlayan, et yiyen veya çiçeklerin özünü çeken yarasalarda bulunmaktadır.

Bazı yarasalarda bilindiği gibi sadece kanla yaşamaktadır. Bir çok vampir filmlerinde olduğu gibi yarasalar kanla beslenirler. Zaten vampir filmlerini tamamen yarasalardan feiz alınarak yapılmışlardır. Yarasalar kuşların veya başka hayvanların toplar damarlarından çektikleri kanlarla beslenmektedirler.

Aslında bir çok insan yarasaların sadece kanla beslendiklerini düşünmektedir. Bazıları da böyle bir şeye ihtimal bile vermemektedir. Kısacası bir çok yarasa çeşidi bulunmaktadır. Neredeyse dünya üzerindeki her çeşit şeyle beslenebilecek kadar çok çeşidi bulunmaktadır. Sadece kanla beslenenler yada etle yada böceklerle beslenecek bir çok yarasa çeşidi bulunmaktadır.

Haz 28

Kedilerin neden dört ayak üstüne düştüğünü bilimsel olarak açıklamak biraz zordur. Bilime göre bir yerden düşen cisme dışarıdan bir kuvvet uygulamazsanız, ona açısal bir dönme hareketi kazandırmanız mümkün değildir. Tramplen üzerinden atlayan yüzücüler nasıl havada hareketler yapıyor diye düşünebilirsiniz. Bu durum tamamen atlarken vücutlarına verdikleri kuvvetle sağlanmaktadır. Ayaklarıyla vücutlarına güç vererek havaya atlıyorlar ve bu güç sayesinde havada birkaç takla atarak suya düşüyorlar.

Kedi

Bir kedinin bir yerden atlarken havada neler yaptığını anlatalım. Bir kedi bir yerden aşağı sırt üstü düşerken bacaklarını ve kuyruğunu iyice kendisine çeker. Daha sonra başını yere bakaca şekilde döndürür. Belirli bir noktada bacakları ve kuyruğunu bir anda açarak bir paraşüt etkisi yaratarak yere iner. Bu şekilde hem ayakları üstüne dönmüş olur, hem de ayakları üstüne düşmüş olur. Kedilerin ayakları üstüne düşme meselesi tamamen rüzgarın etkisinden yararlanarak vücudunu kullanması sayesindedir.

Uzmanlar tarafından yapılmış deneylere göre kedilerin alçak yerden düşmesi ile yüksek yerden düşmesi arasında çok fazla fark bulunmaktadır. 32 katlı bir binanın en tepesinden atılan bir kediye bir şey olmazken, 7 katlı binanın tepesinden atılan kedinin bacakları veya herhangi bir yerinin kırılmasına neden olmaktadır. Uzmanlar bunu “limit hız” olarak izah ediyorlar.

Bu durumu sizlere şu şekilde açıklayalım. Uçaktan atılan bir para ile 5 katlı bir binanın üstünden atılan paranın yere düşme hızı aynıdır aslında. Ama aradaki fark şudur. Her cismin ağırlığına göre yere düşme hızı bellidir. Uçaktan bir parayı ilk attığınızda hızlanır ve sabit hızına geldikten sonra sürekli o hızla aşağı inmeye başlar. Ama 5 katlı bir binadan atılan para sabit hızına ulaşamadan yere düştüğü için çok daha hızlı yere düşmüş gibi sayılır. Bu durumda kedilerde geçerlidir işte.

100 katlı binanın üstünden bir kedi atıldığında, 80. Kata geldiğinde sabit hızına ulaşmış olur ve o şekilde düşer. Yalnız 7. Kattan atılan bir kedi sabit hızına daha ulaşamadan yere düştüğü için daha çok hasar görmektedir. Limit hız konusu gerçekten insanın kafasını karıştıran bir durumdur. Yalnız mantıklı bir şekilde düşündüğünüzde olayı kavrayacaksınız. Sonuçta limit hız kanunu olmasaydı, bir parayı uçaktan attığınız zaman durmadan hızlanacaktı ve düştüğü yeri delerek kim bilir yerin kaç metre altına giderdi. Ama uçaktan parayı attığınızda yere çarpacaktır ve orada kalacaktır. Limit hızın olması kesinlikle çok iyi bir şeydir.

Bu teoriye göre kedilerin 100. Kattan aşağı düşüşünü tekrardan inceleyelim. Kediler atıldığı taktirde 100 km limit hızlarına ulaşırlar ve kendisine gelirler. Bulundukları durumun stresini atlatıp, gevşerler ve bu şekilde daha mantıklı düşünerek rahat hareket ederler. Bu sayede 7. Kattan atıldıklarından daha az zarar görürler.